Sıkışmışlık Duygusu: KoyuLaciSiyahaYakın/DarkBlueAlmostBlack (Arévalo, 2006)

darbluealmostblack3_000.jpgMadrid doğumlu İspanyol yönetmen Daniel Sánchez Arévalo’nun ilk uzun metrajlı filmi DarkBlueAlmostBlack, zaman zaman Almodovar filmlerini de anımsatan başarılı ve sürprizlerle dolu bir çalışma. Filmdeki karakterlerin ortak özelliği yaşadıkları sıkışmışlık duygusu. Her biri içinde bulundukları uzayın dışına akmak istiyorlar. Filmin başarısı bu kişilerin öykülerini başarılı bir şekilde biraraya getirebiliyor olmasında yatıyor. Montaj, imgeler, müzik, dram ve mizahın ölçülü kullanımı filmin seyirci tarafından benimsenmesini kolaylaştırıyor.

DarkBlueAlmostBlack’in Jorge’si, kendisi için değil başkaları için yaşayan bir genç. Kendi isteklerini önemsemesi için pek çok şeyi yaşaması gerekiyor. Jorge, babasının kalp krizi geçirip yatalak olmasında kendinin suçlu olduğuna inanıyor ve ağabeyi de hapiste olduğu için onun bakımını üstleniyor. Yönetmen Daniel Sánchez Arévalo, filmin daha ilk başında, Jorge ile babası arasındaki tatsız sonlanan bu olayı perdeye yansıtırken “duvar” imgesini kullanarak güçlü bir anlatım yakalıyor. Babasının mesleğini yapmak istemeyen Jorges, babasından kaçarken duvardan atlıyor; duvarın bir yanında babası, diğeri yanında kendisi var. “Seninle kalamam baba!” dediğinde duvarın diğer yanından bir ses duyuyor; kamera yükseldiğinde de babanın kalp krizi geçirip yere yığıldığını anlıyoruz. Bu sahnede, duvar, baba ve oğul arasındaki ayrışmayı anlatıyor. Aynı zamanda, duvarı atlayan Jorges’in tekrar kaçtığı noktaya geri döneceğinin de haberini veriyor. Diğer karakterler gibi Jorge’nin de duvarı aşması için epey çabalaması gerekiyor.

Filmin daha sonraki bölümünde genel bir çekim açısı dikkatimizi yüksek bir binaya yönlendiriyor. Buradaki montaj ve ses kullanımı son derece başarılı. Her bir çarpma sesi, bizi, yakın plan çekimlerle binaya gitgide yakınlaştırıyor. Sesin nereden geldiğini, kameranın, çöp konteynırının merdivenlere çarpan tekerleklerini yakın plana almasıyla anladığımızda Jorge’nin dünyasında gezinmeye devam ediyoruz. Babası kapıcılık yapan Jorge, işi babasından devralmak zorunda kalmıştır. Gündüz kapıcılık yapan Jorge, geceleri de binbir zorlukla eğitimini tamamlayacak ancak iş bulmada zorlanacaktır. Jorge’nin iç dünyasına girmemize yardımcı olan imgelerden biri de filmin adından da anlaşılan koyulacisiayahayakın takım elbise. Bu elbise Jorge’nin ümitlerinin, arayışlarının bir bir anlatıcısı. Fiyatı düşsse de vitrinde hep aynı takım elbise kalıyor; adeta Jorge’nin onu oradan almasını bekliyor.

Bireyin bulunduğu noktanın dışına çıkmaya çalışması teması diğer karakterlerin öyküsünde de kendini gösteriyor. Örneğin, Jorge’nin hapishanedeki çirkin ama sevimli ağabeyi Antonio (Antoni de le Torre – Volver’den de hatırlayabilirsiniz), karşı cinsle birlikte olabilmek için hapishanede drama atölyesine katılıyor. Burada birlikte olduğu Paula’nın amacı da bir an önce Antonio’dan hamile kalıp, hapishanedeki özel bölüme geçebilmek. Bu noktada senaryo bize bir sürpriz hazırlıyor ve gelenekler, ahlak kuralları konusunda yeniden değerlendirme yapmamızı zorunlu kılıyor çünkü kısır olduğunu anlayan ağabey, kardeşinden, yani Jorge’den yardım istiyor. Burada Jorge’nin yaşadığı çıkmaz aynı zamanda belirli bir ahlak anlayışı ile yetişmiş seyircinin de çıkmazı oluyor; kendini sorgulamasına neden oluyor.

Arevalo’nun çaktırmadan (ya da çaktırarak) sorgulamamzı istediği bir diğer konu da Jorge’nin yakın arkadaşı Israel’in öyküsünde kendini gösteriyor. Apartmanın çatısından evleri gözetleyen Israel, bir erkek masörün dairesini merkeze alıyor çoğu zaman. Gözetleme sırasında masörün müşterilerinden birinin babası olduğunu anladığında aile kavramını, cinselliği, kendi cinselliğini sorgulamaya başlyor; seyircinin de ona katılımını gerekli kılıyor. Yönetmen ve aynı zamanda senaryo yazarı olan Daniel Sánchez Arévalo, akıllıca yazdığı yazdığı hikayesinde bizi tum bunları düşünmeye davet ediyor.

Drama ve komedinin dengelendiği filmde, “takım elbise” imgesi öne çıksa da ben, Israel ve Jorge’nin apartmanın çatısında oluşturdukları dünyayı çok sevdim; koltuğuyla, hamağıyla, kavanozdaki küçük turuncu kırmızı balığıyla. Oradaki küçük balık her an dışarı çıkacakmış gibi geldi bana. Daniel Sánchez Arévalo’nun ikinci filmini sabırsızlıkla bekleyeceğim.

© Ali Nihat Eken, İstanbul, 2007, alinihatekenblog@yahoo.com

One thought on “Sıkışmışlık Duygusu: KoyuLaciSiyahaYakın/DarkBlueAlmostBlack (Arévalo, 2006)

  1. yorumunuz gerçekten film kadar sıcak. ben henüz izleme fırsatı buldum filmi ve gerçekten çok beğendim. modern hayatta nerdeyse hepimizin uzak ya da yakın biçimde yaşadığı çıkmazların anlatılması belki de çok yakın ve bi kadar samimi geldi bana. imgeler çok güsel, hele ki Antonio’nun son karedeki dövmesi harika!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s