In The Mood For Love/Aşk Zamanı… Aşkı dantel gibi işleyen, her ilmeği tarifsiz bir duyarlılıkla atan, aşk gibi kokan, bu kokuyu alan izleyiciyi sarıp sarmalayan, sinema salonuna tekrar dönüp bir kez daha bu dantelin parçası olmayı isteten, renklerde, kameranın salınımında, şiirselliğinde, daracık mekanlarda, merdivenlerde, kapı aralarında, mobilyaların önünde-arkasında, yağmurlu kimsesiz sokaklarda, dudaklardan düşmeyen sigaraların dumanında, müziğin dokunuşunda, gizliliğin heyecanında büyüdükçe büyüyen, perdeye sığmayan, yüreğinize doldurup soluk aldığınız her yere götürdüğünüz bir film: In The Mood For Love/Aşk Zamanı.

Uzakdoğu sinemasının ustalarından Wong Kar-wai, Aşk Zamanı’na imzasını öyle bir atıyor ki bu imza belli ki sonsuza kadar silinmeyecek. Chow Mo-wan ve Su Li-zhen, aynı apartmanın birbirine bitişik dairelerine/odalarına eşleriyle birlikte tesadüfen aynı gün ve saatlerde taşındıklarında eşleri tarafından aldatılacaklarının farkında değillerdir. Bunu anladıklarında “Biz onlara benzemeyeceğiz. Biz asla onlar gibi olmayacağız” diyerek kendilerine telkinde bulunurlar. Ancak, geçen zaman duyguları dizginleyebilir mi acaba? Elbette, hayır! İşte, Aşk Zamanı bize Chow ve Su arasındaki aşkı büyük bir duyarlılık içinde anlatıyor. Bilinen bir hikaye ama büyüleyen bir üslup. Bu üslup karşısında yapabileceğimiz tek bir şey var: Teslim olmak! Won Kar-wai’nin sinemasına teslim olmak! Ama memnuniyetle.

Aşk Zamanı’nın daha ilk dakikalarında anlayabiliyoruz ayrıcalıklı bir film izleyeceğimizi. Ve gurur duyuyoruz bu ayrıcalıktan nasibimizi almaktan. Çok dar mekanlarda sıkışmış hissediyoruz kendimizi. Chow ve Su gibi, onların aşkları gibi. Daracık merdiven araları, kapı aralıkları. Ama yine de anlatılan çok şey var bu daracık mekanlarda. Işıklandırma, duvarlara düşen gölgelerde büyük bir soyluluk var. Kamera yavaş yavaş dolanırken (ne kadar dolanabilirse bu küçük solukların arasında), Chow’un sigara dumanında, Su’nun o güzelim kıyafetlerinde sıkışmışlığı daha iyi anlıyoruz. Su’nun kıyafetleri hep aynı tarz, boynuna kadar çıkan daracık kıyafetler. Aşklarını saklama zorunluluklarını vurgular gibi. Toplumun bu aşkı kabul edemeyeceğini bilmenin getirdiği bir daralma duygusu bu. Ve böylesi bir dokuda öyle bir aşk ki bu anlatılan. öpüşme yok, tensel bir birliktelik yok. Ama aşkın varlığı çok belirgin. Bakışlarda, konuşulamayanlarda, ev sahipleri görmesin diye sabaha kadar saklanılan o odada. “Saklanan”, “açığa çıkamayan” filmde zaten hep var. Chow’un dediği gibi “Eskiden insanlar sırlarını saklamak için dağa çıkıp bir ağaç bulurlarmış. Bu ağaca bir delik açar, bu deliği sırlarını fısıldar ve sonra da deliği çamurla kapatırlarmış”.

Filmde Chow ve Su’nun eşlerini hiç göremiyoruz. Chow ve Su, zaman zaman onların yerine geçip onlar yerine konuşuyorlar. Su, eşine sorar gibi Chow’a soruyor: “Bir metresin var mı?” Chow da Su’nun eşi olarak cevap veriyor. Kırılgan Su, daha da kırılganlaşıyor.

Wong Kar-Wai, Aşk Zamanı’nda başka insanların öykülerine pek yüz vermiyor. Kamerasını ağırlıklı olarak Chow ve Su’ya tutuyor. Sokaklarda bile kimseyi göremiyoruz. Yağmurdan sırılsaklam olduklarında, gecenin karanlığında çekilen acılarda hep iki kişiyi görüyoruz. İyi de yapıyor çünkü böylece aşkı daha iyi anlayabiliyor, Chow ve Su’ya daha yakın olabiliyoruz. İlişkilerinin sonu olamayacağını birbirlerine itiraf ederken de etrafta yine kimse yok. Sadece parmaklıkların gölgesi; ne denli sıkıştıklarını anlatan o gölgeler..

Aşk Zamanı, unutamayacağımız resimlerle dolu: Su’nun evinde bir sandalyede oturup radyodan doğum günü şarkısını dinlerken kameranın biraz kıpırdayıp yan dairedeki Chow’u da göstermesi, aradaki duvarı vurgulaması.. Su’nun merdivenleri çıkarken ya da inerken silüeti. Devamlı aynı saatin gösterilmesi. Ayrılık anında Su’nun ellerine, kollarına kameranın yaklaşması, kesik kesik görüntüleri öne çıkarması..

Gözler. Aşk Zamanı’nda gözlerin dili bize çok şey anlatıyor. Özelikle Chow ve Su’nun gecenin karanlığında bir takside birbirlerine yaslandıkları anda gözlere dikkat! Olan biteni, hissedileni çok iyi anlatıyorlar. Gözler yüz ifadeleriyle birleştiğinde umutsuzluğun altında eziliyoruz. Bir de tüm bunlara müzik eklenmiyor mu! İşte, o zaman… (üç noktadan sonrasını filmi izleyip siz tamamlayın).

© Ali Nihat Eken, İstanbul, 2007

One thought on “Aşkı Dantel Gibi İşlemek: In The Mood for Love / Aşk Zamanı (Wong-Kar Wai, 2000)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s