Bir Büyüme Öyküsü: Piano Piano Bacaksız (Tunç Başaran, 1991)

“Kim çocukların avunmaya ihtiyaçları yok der de onları hafife alırsa yanılır. O minik yüreklerin yalnız oyunla avunabileceğini sanmak ne büyük bir yanılgı.”

“Çok paramız olsun yine bu evde olalım.”

“Yaşamım boyunca babamın beni bir kez hada öptüğünü anımsamıyorum.”

“Sevgisiz hiç bir şeyin asla yaşayamayacağı bir dünya içinde olmak ne mutluluktur.”

Yukarıdaki satırlar Tunç Başaran’ın 1991 yılında yönetttiği “Piano Piano Bacaksız”dan. Hikayenin anlatıcısı Kemal’in bakış açısından süzülüp gelen düşünceler. Müşfik Kenter’in sesi eşilğinde yetişkin Kemal’in yoksul ama sevgi dolu çocuk Kemal’in iç dünyasına yaptığı yolculuktan alınan ve seyirciye dokunabilen sözler.

“Piano Piano Bacaksız” bir içsel yolculuktan perdeye yansıyanlar. Yetişkin Kemal’in geçmişi hatırlayıp kendini, toplumu ve yaşanılan dönemleri sorguladığı bir film. Bu haliyle bir büyüme (coming-of-age) öyküsü.

Kemal’in yaşadığı ev ve bu evde bulunan “evimizin insanları”, filmin fonuna yerleştirilen 2. Dünya Savaşı yılları ve Hitler’in neden olduğu yıkım ile birlikte düşünüldüğünde adeta bir panzehir görevini yerine geiriyor. Tüm soğuk-sıcaklığıyla ev ve bu evde yaşam mücadelesi verenler, savaşa, yıkıma, aç gözlü liderlere karşı bir dik duruşu sergiliyorlar aslında. sergiliyor. Pek çok odası bulunan ve her bir odanın kiraya verildiği bu harap evin insanlarının mücadelesini Kumarcı Hasan’ın sözleri çok güzel özetliyor: “Hayat, dişli bir oros…, oğlum. Öyle güçlü olacaksın ki kimseye kolunu bacağını kaptırmayacaksın.. Ama kimsenin de kolunu bacağını kapmayacaksın.”

“Piano Piano Bacaksız”, hep yalınayak gezmek zorunda kalan ama çizmelere bakıp da “Benim olmasa da çizmeler vardı ya. Bir gün benim de olabilir demekti bu” diyen bir bacaksızın çok özel öyküsü.

“Piano, piano”, İtalyanca’da “yavaş, yavaş” anlamına geliyor. Kerim dayının Kemal’e yavaş yavaş büyümesi gerektiğini belirttiği sahnelerde Neil Postman’ın medya çağında yitip giden çocukluk tezini hatırlamamak elde değil. Belki de çocuklar bizim düşündüğümüzden çok daha fazlasını görebiliyor ve düşünebiliyorlar. Biz onlara “Yavaş, yavaş büyüyün” desek de.

© Ali Nihat Eken, İstanbul, 2007

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s