Blogumun bu köşesi “Klasik Dünya” adını taşıyor. Müzik, sinema, kitaplar…  kısa haberler, izlenimler ve tanıtımlar. Bir çeşit “blog eki”. Keyifli okumalar. 

İskoç kemancı Nicola Benedetti

Klasik Müzik Dünyasında Cinsiyet Ayrımcılığı: İngiliz müzik eleştirmeni ve yazar Jessica Duchen, The Independent gazetesindeki 6.10.2012 tarihli yazısında yakın zamanda Gramophone ve Classic Brit Awards olmak üzere iki ayrı ödül törenine katıldığını, bu törenlerde kadın müzisyenlerin erkeklere göre geri planda kaldığını ifade ediyor. Duchen, Gramophone ödüllerinde 21 ödülden sadece birinin bir kadın müzisyene (Isabelle Faust) verildiğini belirtip, Classic Brit’te de Nicola Benedetti’nin ödül almasına rağmen erkek müzisyenlerin sayısının fazlalığından bahsederek tartışmasına başlıyor.

Duchen, yazısında klasik müzik dünyasındaki cinsiyet ayrımcılığının çok yaygın olduğunu, genç kadın müzisyenlerin erkek meslektaşlarından çok daha başarılı olduğu durumlarda bile fiziksel görünüşlerinin “iyi” olmaması durumunda dezavantajlı duruma düştüklerini öne sürüyor. Duchen, görüntüsü güzel olan kadınların iyi sanatçı olamayacğı önyargısını yıkmak için kadın müzisyenlerin erkeklerden beş kat daha fazla çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyor. Bazı orkestra şeflerinin güçlerini yanlış şekilde kullandıkları eleştirisini de getiren Duchen; kadın müzisyenlerin “şeflerin isteklerini yerine getirme ya da konserleri kaybetme” ikilemine düştüklerini belirtiyor. Jessica Duchen tartışma yaratacağının farkında olsa da yazısını, sadece kadın müzisyenlere yönelik bir ödül töreni yapılmasını önererek bitiriyor ve bu yolla çok mükemmel isimlerin öne çıkabileceğini savunuyor.

Yeni Doğan Bebeklere Klasik Müzik CD’si Armağan: Bu hafta dikkatimi çeken bir diğer haber de BBC News’da yayınlandı. Haberde, Royal Scottish National Orchestra’nın önderliğinde İskoçya’da her yeni doğan çocuğa bir klasik müzik CD’si armağan edileceği anlatılıyor. Yaklaşık altmış bin aileye ulaşması planlanan bu CD’lerde yer alan eserlerin arasında “Peter ve Kurt” da bulunuyor. Bu proje yoluyla bebeklerin en güzel şekilde hayata başlamaları ve ebeveyn-çocuk arasındaki bağların güçlendirilmesi hedeflenirken çocukların evdeki öğrenme sürecine müzik yoluyla da katkıda bulunulabileceği düşünülüyor. İskoçya’daki bu uygulama Türkiye’de de başlar mı bilemiyorum ama söz çocuklardan açılmışken sizlere Naxos’un çocuklar için hazırladığı klasik müzik albümlerinden bahsetmek isterim. “My First Classical Album”, “My First Beethoven Album”, “My First Piano Album”, “My First Mozart Album” gibi CD’ler çıkaran Naxos, zengin arşivindeki kayıtları kullanabilmenin rahatlığını yaşamış bu seride. Ama işin kolayına kaçmamış: CD’lerde yer alan bütün eserler yalın bir dille tek tek, çizimlerle anlatılmış. Bu yaklaşım, anne babaların bilgileri çocuklarıyla paylaşmalarında büyük kolaylık sağlayacak. Naxos’u kutlamak gerek.

Kontrbaslı Hitchcock: Gerilim filmlerinin ustası Alfred Hitchcock (1899-1980), bildiğiniz üzere kendi filmlerinde kısacık da olsa görünmeyi çok severdi. “Cameo” dediğimiz bu kısa “roller” bir anlamda Hitchcock’un filmlerine attığı birer imza niteliğindeydi; “Ben buradayım, filmlerimde herşey kontrolüm altında” dercesine.  Madem sözü müzik üzerinden götürüyoruz sizlere Hitchcock “cameo”larının ikisinden bahsedeyim; ikisinde de müzik var. Hitchcock, “Strangers on a train” (1951) isimli filminde trene kontrbası ile binerken kendini gösterir; bu arada filmin başrolündeki Farley Granger trenden inmektedir. “Vertigo”‘da (1958) ise Hitchcock’a sokakta rastlarız; elinde trompet kutusu ile yürümektedir. Ne demeli: Hitchcock bu, ne yapsa yeridir.

CD Player’da Ne Çalıyor?  Miloš Karadaglić, klasik gitar dünyasında son dönemin en çok dikkat çeken ismi. Tekniği,  müzikalitesi, gitarında yarattığı renklerle övgü toplayan 1983 doğumlu Miloš Karadaglić’in  Ivor Mairants (2002) ve  Julian Bream (2005) ödülleri gibi önemli ödülleri bulunuyor. 2005 yılında kazandığı ödülü Bream’in elinden almış olması da genç sanatçının geçmişinden anlamlı bir detay… Montenegrolu (Karadağ) genç sanatçının Deutsche Grammophon etiketli ikinci albümü “Latino” ülkemizde de piyasaya çıktı. Miloš Karadaglić, bu albümüyle Ekim 2012’de verilen Classic Brits ödüllerinden birinin de sahibi oldu. Genç sanatçı, “Latino”da müzikseverleri Güney Amerika’da müzikli bir yolculuğa çıkarıyor. Piazzola, Villa Lobos, Morel, Gardel, Ponce, Rodriguez, Savio, Brouwer… gibi bestecilerin eserleriyle renklenen tutku dolu bir yolculuk bu. İstanbul Müzik Festivali kapsamında ülkemize de gelen Miloš Karadaglić’in “Latino”su son haftalarda sıklıkla dinlediğim bir albüm oldu; dinlemenizi öneririm.

AppStore’da Neler Var? Mobil cihazlar hayatımıza girmiş durumda. Bu cihazlara sahip olunca uygulamaları takip etmek de önem taşıyor. AppStore’dan, bu hafta tavsiye edeceğim ilk uygulama “Pocket” adını taşıyor. İnternette ilginizi çeken, vakit bulamayıp daha sonra okumak üzere bir kenara ayırmak istediğiniz ya da arşivlemek istediğiniz yazıları bu uygulamanın içinde saklayabiliyorsunuz. Yazılar son derece rahat okunan ve görsel açıdan cazip bir format içinde açılıyor. Bu uygulamanın dikkat çeken bir diğer yanı da “Pocket”ın içine attığınız yazıları daha sonra internet bağlantısı olmaksızın okuyabilme fırsatı sunması. AppStore’da bulunan bir diğer uygulamanın adı da “Articles”. Bu uygulamanın özelliği Wikipedia için kullanılıyor olması. Tabletinizin ya da diğer mobil cihazınızın ekranında Wikipedia’yı özel hazırlanmış arayüz sayesinde daha kolay okuyabiliyorsunuz.

Kitap Raflarından: Vural Sözer’in Remzi Kitabevi etiketli “Müzik Terimleri Sözlüğü”, bu hafta seçtiklerim arasında. Müzikle ilgilenen herkesin başvurabileceği bu sözlük, Türk ve Batı müziği ayrımı yapmadan özlü ve güzel anlatımıyla dikkat çekiyor. Vural Sözer, sözlüğü sunuş yazısında şöyle yazmış: “Bugün, müzik denilen bir dünya ve bu sözlükte o dünyaya özgü terimler var. İlginizi çekecek ve bilginizi pekiştirecek binlerce terim..” Gerçekten de öyle. 264 sayfadan oluşan “Müzik Terimleri Sözlüğü”, Emrah Apaydın’ın kapak çalışması, yalın ve sevimli tasarımı, görselleri, kolay okunuşu ve içeriği ile kütüphanemdeki yerini aldı.

Ne Demişler? “Beste yapmak sisli bir yolda bir eve doğru araba sürmeye benzer. Yavaş yavaş evin detaylarını görürsünüz, çatının ve tuğlaların rengini, pencerelerin şeklini. Notalar, evin tuğlaları ve harcıdır.” Benjamin Britten

“İyi bir şef iyi bir şoför gibi olmalıdır. Birinin özellikleri diğerininkine benzer ki bunlar konsantrasyon, muazzam bir dikkat kontrolü ve aklın varlığıdır. Şefin tek yapması gereken biraz da müzik duygusu katmaktır.” Sergei Rachmaninoff

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s