Klasik Dünya (2)

Klasik Dünya’da hafta boyunca aldığım notlarımı, izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Kitaplar, filmler, albümlerle yola devam. 

Dardenne Kardeşler ve Beethoven: Belçikalı Dardenne Kardeşler, kendilerine özgü filmleriyle sinema dünyasında saygın bir yere sahipler. Sosyal gerçekçilik yaklaşımını sergileyen filmlerinde yakın plana aldıkları hayatları yansıtmada ustalıkları saf sinema arayan izleyicileri mutlu edecek türden. Dardenne Kardeşler’in seyredebilme şansına sahip olduğum filmleri arasında Rosetta (1999), alkolik bir anne ile yaşayan genç bir kızın işten çıkarılması ve hayatta kalma mücadelesini anlatırken, “Le fils” (2002) oğlunu öldüren bir çocuğu çırak olarak yanına alan bir marangoz babanın vicdanına kamera tutuyor, ’Enfant” (2005) ise çocuğunu satan Bruno’nun içsel yolculuğunun müthiş öyküsünü anlatıyordu.  Dardenne Kardeşler, sınıfsal eşitsizlikler altında ezilmiş insanların durumlarını kendilerine özgü dilleriyle, seyirciyi manipüle etmeden beyazperdeye taşıyorlar.

Yazımın bu bölümüne konu olan “The Kid With A Bike” ise Dardenne Kardeşlerin 2011 yılında çektikleri filmin adı. 12 yaşındaki Cyril’in, kendini terkeden babasını ve babasının ona hediye ettiği bisikletini araması, bu arayış sırasında masumiyetini kaybetmesi ve insanlığı, Samantha ile ilişkisinde bulmasını anlatan film blog okurlarıma kesinlike önermek istediğim bir film. Filmin DVD’si ülkemizde “Bisikletli Çocuk” adıyla yayınlandı.

Dardene Kardeşler, filmlerinde müzik kullanmamayı tercih ediyorlar. Ancak “Bisikletli Çocuk” bir istisna. Dardenne Kardeşler, aile, çocuk, güven, güvensizlik gibi temaları işledikleri bu filmde, Beethoven’ın “İmparator” (Emperor) olarak bilinen 5 numaralı piyano konçertosundan 22 saniyelik bir bölüm kullanıyorlar. Konçertosunun ikinci bölümü olan Adagio un poco mosso’dan alınan bu müzikal hazine filmin önemli anlarında, Cyril’in arayışındaki önemli anlarda filme adeta imza atıyor. Filmi izlediğinizde kendinize ait bir yorumunuz muhakkak olacaktır ama ben bu satırlarda yönetmenlerin Huffington Post için yapılan bir mülakatta söylediklerini dikkatlerinize sunmak isterim: “Müzik, Cyril’in hayatında eksik olan herşeyi temsil ediyor; sevginin, şefkatin ve tesellinin yerine geçiyor”. Gerçekten de çok doğru; Beethoven’ın müziği yoluyla yakalanan bu duygular, Cyril’in arayışını takip eden izleyicinin, bir an önce filmde bulmak istediği duygular. Beethoven’ın bu konçertosunun o dönemin müzik anlayışındaki sınırlarını zorlaması Cyril’in “yükselişi” ile  de ilişkilendirilebilir. Filmde dinlediğimiz kayıt, piyanist Alfred Brendel ve Bernard Haitink yönetimindeki Londra Filarmoni’ye ait. Beethoven’ın müziğinden sadece 22 saniyelik bir bölümle eşsiz bir ruh kazanan filmi muhakkak izleyin.

Lara Melda’nın Başucu CD’leri – Lara Melda’nın Seçimi: Lara Melda, Vasily Petrenko yönetiminde BBC Ulusal Orkestrası eşliğinde seslendirdiği Saint-Saëns’ın 2 Numaralı Piyano Konçertosu’ndaki performansı ile 300 genç müzisyenin yarıştığı “BBC Young Musician 2010” yarışmasında birinci olmuş, gurur kaynağımız genç bir piyanist.

Lara Melda’ya yanından ayırmadığı 3 CD’nin hangileri olduğunu sorduğumda aldığım cevaplar şöyle oldu: (1) Mitsuko Uchida – Mozart: Piano Concertos No. 20 & 27 (2) Vladmir Ashkenazy – Chopin: Favourite Piano Works (3) Dinu Lipatti – Dinu Lipatti Plays Grieg & Schumann

Kitap Raflarında Neler Var? Anılardaki Adnan Saygun: Müzik kitapları denince akla ilk gelen yayınevlerinden Pan, Serhan Yedig’in önderliğinde Mart 2012’de müzik dünyamıza önemli bir katkıda bulunmuştu: “Anılardaki Adnan Saygun”.

Yedig’in titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı görülen kitapta 41 kişinin perspektifinden süzülen anılar, Saygun’un zengin ve duygu dolu bir portresini çiziyor. Kitabın, Saygun’a sadece bir besteci olarak değil etten kemikten bir kişi olarak yaklaşmamızı sağlaması “Anılarda Adnan Saygun”u çok değerli ve okunası kılıyor. Söz konusu, 41 kişinin anıları olunca ve anıların da son derece öznel olabileceği düşünüldüğünde kitapta farklı bakış açılarının sergilendiğini kabul etmek gerekiyor.Yine de anılardan çıkan ortak noktalar var; Saygun’un bir müzik adamı olarak değerinin tartışılmazlığı ve bir kişi olarak insani yanlarındaki zenginliği gibi.

Serhan Yedig’in kitabındaki anıların, Saygun’u anlatmakla kalmayıp ülkemizin tarihine dair gözlemlerde bulunmamıza da vesile olduğunu da vurgulamamız gerekir. Örneğin, kitaptaki anılar; politikacıların, bürokrasinin müzik dünyamızı nasıl etkilediğini ortaya koyarken konservatuvarlarda yaşanan çekişmelerin de örneklerini barındırıyor. Kitabı okurken, bir okur olarak, daha önce yazılmış Saygun çalışmalarına (örneğin, Emre Aracı’nın “Ahmed Adnan Saygun: Doğu-Batı Arası Müzik Köprüsü”) zihinsel sıçramalar yapabilmek de okuma tecrübemize farklı bir boyut kazandırabiliyor. Pan Yayıncılık ve Serhan Yedig’e bu değerli kitap için teşekkürler.

Kültür-Sanat Kanalımız Neden Yok? Pek çok konuda tematik televizyon kanalımız var ama kültür-sanat alanında ne yazık ki tam anlamıyla boşluk var. Bu tür programlar, nedense, haber kanallarının “sorumluluk” alanı gibi görünüyor. Ancak yapılanlar çok sınırlı ve yetersiz. Haber kanallarındaki mevcut programlar  sıklıkla siyasi liderlerin açıklamalarıyla, basın toplantılarıyla kuşa dönüyor, stüdyoya çağrılan konuklar neden orada olduklarını bile anlayamıyorlar bazen. Öte yandan haber kanalları kültür sanat programlarını son zamanlarda “talk-show” tarzı programlara çevirmiş durumdalar. İşin özü: Sadece kültür sanatın, konserlerin olacağı bir televizyon kanalına ihtiyaç var. Mezzo gibi… ama ondan çok daha kapsamlı. Böyle bir kanalı devletten bekleyoruz ama pek ümit yok; bilindiği üzere TRT 2 kanalı TRT Haber’e dönüştürüldü.. Oysa Britanya’da BBC 2 ve BBC 4 gibi televizyonlar kültür, sanat, belgesel ağırlıklı programlar yayınlıyorlar. Mezzo TV de klasik ağırlıklı bir yayın akışı uyguluyor, caz müziğine de yer veriyor. Bu durumda ülkemizde beklentimiz özelllere yöneliyor. Sanatı destekleyen önemli özel kuruluşlar, gruplar (Sabancı, Borusan, Koç, Doğuş gibi) biraraya gelip böylesi bir kanalı bizlere sunamazlar mı? Pek çok orkestramız, müzisyenimiz, tiyatromuz, tiyatro sanatçımız…. var. Bizi bir tematik televizyon kanalı yoluyla bu sanatçılarımızla buluşturma adımını atamazlar mı? Fazla mı hayalperestim?

Okul Öncesi Çocuklarla Klasik Müzik “Orman Orkestrası Müzikli Kitap”: Bu kitap okul öncesi çocuklar için. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle çıkan kitabın yazarı Fiona Watt. Minik müzikseverler kitabın düğmelerine basıp orkestrayı kendileri yönetebiliyorlar. Kitapta flüt, ksilofon, gitar, piyano, keman gibi enstrümanlar ve sesleri çok sevimli resimlerin de yardımıyla çocuklara tanıtılıyor. Anne babalar bu kitabı okurken kitaptaki düğmeler yardımıyla enstürmanların seslerini çocuklarına oyunlar oynayarak tanıtabilirler. Küçükler için keyifli bir kitap; müzik sevgisi aşılamak için birebir.

Daha Çok Kitap… Çocuklar Müziği, Sanatı Sevsin: İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan kitaplardan tanıtmak istediğim başka kitaplar da var. “İlk Okuma Kitabım” serisine ait bunlar; metinler, okumayı öğrenen çocuklar düşünülerek yazılmış, gayet eğlenceli. Liane Schneider’in yazıp Eva Wenzel-Bürger’in resimlediği “Elif Müzisyen” bunlardan biri. Müziği çok seven Elif’i, babası bir müzik okuluna yazdırıyor ve “bu eğlenceli yerde” Elif kısa sürede müzik hakkında birçok şey öğreniyor, hatta bir süre sonra kendi bestelerini bile yapmaya başlıyor. Dahası da var; bir bestesiyle yarışma da kazanıyor…

“İlk Okuma Kitabım” serisindeki müzik konulu bir diğer kitap da “Müzik Nedir?” adını taşıyor. Alkan İnal’ın hikayesini Zeynep Özatalay resimlemiş. Bu eğlenceli kitap, seslerin müzik olması için neler gerektiğini anlatıyor, müzikle ilgili temel soruları cevaplıyor. Kitapta Şefika Kutluer, Ayla Erduran ve İdil Biret’i içeren eğlenceli bir bulmaca da bulunuyor…

İş Bankası Kültür Yayınları’nın “İlk Okuma Kitabım” serisinin dışında yayınladığı bir diğer kitap da Rosie Dickins’ten “Benim Sanat Kitabım”. Kitap, ressamları, ressamların hayatlarını, resimlerini nasıl yaptıklarını, sanatın ne olduğu ve insanlar için önemini çocukların da sevebilecekleri bir dilde anlatıyor. Kitapta yer bulan resimlerden biri de Picasso’nun “Üç Müzisyen”i; müziği ve resim sanatını birleştiriyor. “Benim Sanat Kitabım”da çocukların pek çok resme bakabileceği, oyunlar oynayabileceği ve kendi sanatlarını yaratabileceği yararlı internet bağlantılarına da yer veriliyor.

Ne Demişler? “Prokofiev’in müziği, klasik müziği anlamak isteyen küçük dinleyiciler için en mükemmel başlangıç noktasıdır; çekici, özlü, melodik ve ritmiktir.” Şef Vladimir Jurowski, Classical Music Magazine, 17 Aralık 2011 (Foto: Roman Gontcharov & Kıyafet: Ermenegildo Zegna)

“Kendimizi sanatçı olarak nitelendirmek istiyorsak, ne için mücadele ettiğimizi de göstermek zorundayız.” Piyanist ve Şef David Greilsammer, MUSO, Aralık 2011-Ocak 2012

“Bir piyanist olarak ‘renk” yaratamıyorsanız, pek de bir şey yapamıyorsunuz demektir.” Piyanist Stephen Hough, International Piano, Kasım-Aralık 2011

“Besteciler herkesin müzik sevdiğini varsaymaya eğilimlidirler. Oysa, şaşırtıcıdır ki herkes müzik sevmez.” Aaron Copland

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s