The King’s Speech, 4 dalda Oscar kazanmış bir film: en iyi film, en iyi yönetmen (Tom Hooper), en iyi aktör (Colin Firth) ve en iyi özgün senaryo (David Seidler). Filmin Alexandre Desplat tarafından bestelenen müzikleri ise “Inception” (Hans Zimmer), “How to Train Your Dragon” (JohnPowell), “127Hours” (A. R. Rahman) ve “The Social Network” (Trent Reznor & Atticus Ross) ile birlikte Oskar adaylığı almış; ancak, kazanan “The Social Network” olmuştu.


King’s Speech’in müzikleri 45 dakikalık bir CD’de Decca firması tarafından yayınlanmıştı. “The King’s Speech”in ana tema müziği, albümdeki 2 numaralı eser; bu tema, film boyunca varyasyonlarla kullanılıyor. Piyano ve yaylıların kullanım biçimi, Kral 6. George’un (Colin Firth) konuşma güçlüğünü yansıtıyor ve temadaki tekrarlamalar, Kral’ın mücadelesini, kırılganlığını müziğe yansıtıyor. Ama, iyimserlik duygusu yine de kaybolmuyor. Örneğin, “The Rehearsal”ın (Prova) başlangıcında duyduğumuz sakin ve tekrarlarla dolu olan müzik gittikçe “büyürken” işlerin iyiye gittiği hissini tanıyabiliyoruz. Lionel ve Kral’ı birlikte izlediğimiz terapi sahnelerinde de Alexandre Desplat, bilinçaltına yapılan bir yolculuğa uygun hale getiriyor müziğini. Örneğin, “Memories of Childhood” (Çocukluk Anıları) işte böylesi bir içsel yolculuğa hizmet ediyor. Ancak, Desplat’ın müziği sadece iç dünyayı aktaran bir müzik olarak kalmıyor. Karanlığın hakimiyet kurduğu ve Kral’ın başa çıkması gerekecek dış dünyanın anlatıldığı anlar da var. Giderek somutlaşan Hitler tehlikesi ya da savaşın ayak sesleri, “The Threat of War”da (Savaş Tehtidi) yaylı çalgıların yardımıyla, adım adım artan bir karanlık duygusu yaratılarak hissettiriliyor. İlginç olan ise savaşın iki ayrı boyutta algılanabileceği: Bunlardanbirincisi bütün çıplaklığıyla ürkütücü 2. Dünya Savaşı; diğeri de Kral’ın konuşma güçlüğü dolayısyla içinde kopan fırtına ve buna karşı giriştiği savaş.

“The King’s Speech”te zirve anında yani “Kral’ın Konuşması”nda ise Terry Davies yönetimindeki Londra Senfoni Orkestrası’nın seslendirdiği Beethoven’ın müziği var: 7. Senfoni’nin meşhur ikinci bölümü. Müzik bir yandan Kral’ın savaş konusunda ulusa seslenmesine zemin yaratırken diğer yandan, içerdiği karanlık tonların nihai güzelliği yakalamasıyla, Kral’ın zaferi berraklaşıyor (bu sahnelerde Lionel, Beethoven’ın eserini icra eden bir bir orkestranın başındaki şeften farksız)… Ve son olarak, “Epilogue”da dinlediğimiz Beethoven’ın “İmparator” olarak da bilinen 5 Numaralı Piyano Konçertosu. Bilindiği üzere, 1809 yılında yazılan eserin prömiyeri Beethoven’ın öğrencisi Carl Czerny tarafından yapılmıştı çünkü Beethoven, o sıralarda kendi eserini çalamayacak kadar sağırdı. Beethoven’ın buna rağmen bu konçerto ile klasik müzikte sınırları zorladığını ve değiştirdiğini ve bir besteci olarak zafer kazanmış olduğunu kabul edip bunu filmde Kral’ın hikayesi ile ilintili hale getirdiğimizde, konçertonun zorluklara rağmen kazanılan bir kişisel mücadeleye, “kazanılan sese” yapılan bir gönderme olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde. Filmin müziklerini içeren orkestra kayıtları yapılırken EMI arşivlerinde 70 yıldan uzun bir zamandır saklanan orijinal kraliyet mikrofonları kullanılmış. Besteci Alexandre Desplat’a göre, 5.George, 6. George ve Kraliçe Mary için tasarlanan bu mikrofonlar sayesinde film, tasviri mümkün olmayan çok farklı bir duygu derinliği kazanmış.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s