Miloš Karadaglić, klasik gitar dünyasında son dönemin en çok dikkat çeken ismi. Montenegrolu (Karadağ) genç gitaristin ilk albümü 2011 yılında Deutsche Grammophon etiketiyle çıkmıştı: “The Guitar”. Sanatçının 2012 yılında yine aynı firmadan çıkan albümü ise “Latino” oldu. Bu yazı, Milos’un ilk albümü üzerine.

Haziran 2012’de İstanbul Müzik Festivali’nin konuğu olarak istanbul’a da gelen Miloš Karadaglić, ilk albümü “The Guitar” ile özellkle Birleşik Krallık’ta büyük bir başarı yakaladı. Gramophone dergisi tarafından verilen ödüllerde “Special Classical Chart”ın 2011 yılında kazananı olurken, Miloš Karadaglić de “Yılın Genç Sanatçısı” ödülünü aldı. Ekim 2012’de ise Classic Brit En İyi Çıkış Yapan Sanatçı ödülünün sahibi oldu.

Miloš Karadaglić, “The Guitar” isimli albümü, geçmişini ve tecrübelerini yansıtan bir çalışma olarak görüyor: “Gitar, İspanya’ya, Araplar tarafından getirilmiş. Benim yaşadığım yerler ve Doğu Akdeniz de 500 yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğunun etkisi altında kalmış. Bu yüzden Doğu ve Batı Akdeniz arasında belirgin bir bağlantı vardır. İşte, ben, bu iki coğrafyanın tam ortasından gelen birisi olarak albümde farklı müzikal renkleri ve etkileri yansıtmak istedim.”

“The Guitar”ın içerdikleri arasında Enrique Granados (1867-1916), Isaac Albéniz (1860-1909) ve Francisco Tarregea (1852-1909) var; bunlar, sanatçının bahsettiği Kuzey Afrika etkisini hatırlatıyor. Ayrıca, Yunanistan’dan Theodarakis (1925) eserleri ve Montenegro halk ezgilerinin yeni düzenlemeleri var. İtalyan besteci Carlo Domenico’nun (1947) imzasını taşıyan dört bölümlük “Koyunbababa” süiti ile de Türk etkisini duyuyoruz. Miloš Karadaglić, “Koyunbaba”nın kendisi için önemini şöyle vurguluyor: “Bu eseri, 11 yıl önce, Londra’ya geldiğimde duymuştum. Türk halk ezgisi teması ve eserdeki o büyülü ses beni çok etkilemişti; geride, Montenegro’da bıraktıklarımı hatırlatmıştı bana. Eseri bir konserde ilk kez çaldığımda, seyircilerin ağladığını görmüştüm. Ne zaman çalsam ben de çok etkileniyorum.”

Albümdeki eserlerin bazıları aslında piyano için yazılmış. Ancak, bu eserlerin gitar için düzenlemeleri de kulağa çok doğal geliyor. Örneğin, Granados’un “Andaluza”sının bu albümdeki düzenlemesi Miloš Karadaglić’in Royal Academy’deki hocası Michael Lewin tarafından hazırlamış. Aynı şey, Granados’un “Oriental” isimli eseri için de geçerli. “Oriental”, albümün finalinde yer alıyor ve Miloš Karadaglić’in icrası albümün en etkileyici anlarından bir bölümü oluşturuyor.

Tekniği ve müzikalitesi ile Andres Segovia, Julian Bream ve John Williams’dan sonra klasik gitara yeni bir heyecan kattığına/katacağına inanılan Miloš Karadaglić, klasik gitar geleneğinin olmadığı bir ülkeden gelmesine rağmen yeteneği ve çalışkanlığıyla müzik hayatında önemli bir noktaya varmış durumda. Ailesinde müzisyen yok ama müzik tutkunu insanlar var. Gitar çalmaya başlamadan önce şarkı söylemede yeteneği dikkati çeken Miloš Karadaglić, 8 yaşına geldiğinde Podgorica’daki müzik okuluna gitmiş. Piyanoya ilgi duymasına rağmen ailesinin maddi durumu bu enstrüman için yeterli değilmiş. Tam bu sırada, babasının, ağabeyi için bir zamanlar aldığı ama o sıralar bir kenarda unutulmuş siyah gitar ortaya çıkmış; evdeki bir dolabın üstünde unutulan, tozlu, eksik telli siyah gitar Miloš’un hayatına gizliden gizliye yön vermiş adeta.

1990’ların başında, Balkanlar savaş ve acıyı yaşamıştı. Montenegro, savaşa dahil olmasa da zorlukları yaşayan bir ülke olmuş: “Etrafımızdaki savaş devam ediyordu. Ürkütücü zamanlardı. Birlikte oynadığım çocukların babasının savaşta öldüğünü hatırlıyorum. Savaş, herkesi bir şekilde etkiliyordu; dükkanlar bomboştu, her şey moral bozucuydu. Ama, ailem sayesinde, ben de kardeşim de kendimizi hep iyi hissettik. Bir defasında elektrikler kesilmişti; kendimizi ısıtmak zorundaydık. O sırada, annemin ‘Neden, gitarını getirip çalmıyorsun?’ dediğini hatırlıyorum.”

Savaş yıllarında Montenegrolular, dış dünyadan kopuk yaşıyorlarmış. Kısıtlamaların hafifletildiği dönemde Miloš, Paris’te bir konser vermek üzere davet almış. Babasıyla birlikte çıktığı bu yolculuk, ona farklı bir dünyanın varlığını göstermiş ve ilk iyi gitarını da bu gezi sırasında almış. Milos’un hayatındaki bir diğer dönüm noktası ise İtalya’da, ünlü klasik gitar sanatçısı David Russell ile karşılaşması olmuş. Russell’ın ustalık sınıfına katılan Miloš, onun tavsiyesi üzerine Londra’da “The Royal Academy of Music”de okumayı o zaman kafasına koymuş.

Henüz 14 yaşındayken, Londra’yı ve “The Royal Academy of Music”i kendisine bir hedef olarak belirledikten sonra, Miloš Karadaglić, bütün enerjisini ve zamanını tekniğini geliştirmeye, repertuvar oluşturmaya harcamış. Yugoslavya’daki her yarışmaya katılmış, Belgrad’da ek dersler almış. “Çalışmalarımı Londra’ya göndermeye karar vermiştim. Beş eser seçtim ve bunları bir kasete kaydedip Royal Academy’ye yolladım. Aradan iki ay geçti. Hiç bir haber gelmedi. Annem, sadece 16 yaşında olduğumu, bir sonraki sene yeniden deneyebileceğimi söylüyordu.” Milos, cesaretini toplayıp Akademi’yi telefonla aramış. Telefonu açan bayan, ona müjdeyi vermiş ve kendisine yolladıkları mektubu alıp almadığını sormuş: “Kabul edildiniz. Michael Lewin hocanız olacak. Eylül’de görüşmek üzere”. (Daha önce belittiğim üzere, Lewin, Miloš Karadaglić’in albümündeki bazı eserlerin gitar için transkripsiyonu yapan kişi aynı zamanda)

Londra’ya 17 yaşındayken babsıyla birlikte giden sanatçı, Profesör Lewin ile çalışmalarına başlamış. Buradaki çalışmaları, Miloš Karadaglić’ya, çok saygı duyduğunu vurguladığı hocasından, klasik gitar konusunda öğrenmesi gereken çok şey olduğunu göstermiş ve dört yıl boyunca disiplinli bir şekilde çalışmış. Akademiyi çok iyi bir derece ile bitirdikten sonra master eğitimini de yine aynı okulda tamamlamış ve orada, ilk kez bir gitariste verilen “Meaker Junior Fellow” payesini de almış.

Önemli festival ve salonlarda konserler vermeye başlayan Miloš Karadaglić, 2002 yılında Ivor Mairants, 2005 yılında da Julian Bream Ödülünü kazanmış – Bream Ödülünü, Bream’in elinden alması da önemli bir ayrıntı. Galler Prensi Ödüllü ilk gitarist olan Miloš Karadaglić’in yeteneği ve başarıları ünlü müzik şirketi “Deutsche Gramophone”nun da dikkatini çekmiş ve DG, genç sanatçıyı, 2010 yılının Haziran ayında kendi bünyesine katmış ve 2011 yılının bahar ayları da okuduğunuz bu yazının çıkış noktası olan albümün müzikseverlerle buluştuğu dönem olmuş.

1983 yılında Montenegro’dan doğan, yeteneği ve çalışma disiplini ile bugünkü konumuna gelen Miloš Karadaglić’in çıkış albümü “Miloš: The Guitar”‘ı çok seveceğinizi düşünüyorum. Albüme eşlik eden, özenle çekilmiş DVD filmi de sanatçıyı tanımak için iyi bir fırsat.

CD Künye: Miloš: The Guitar Albéniz, Domeniconi, Tárrega, Theodorakis, Llobet, Granados CD & DVD, Deutsche Grammophon, 2011

Photo credit/Fotoğraflar: Courtesy of Olaf Heine/DG

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s