Frida Kahlo: Kendi Gerçeğimin Resmini Yapıyorum

Frida Kahlo: Kendi Gerçeğimin Resmini Yapıyorum

Christina Burrus’un “Frida Kahlo: Kendi Gerçeğimin Resmini Yapıyorum” isimli kitabı Yapı Kredi Yayınları’nın Genel Kültür Dizisi kapsamında Mart 2011′de piyasaya çıkan ve Kahlo’nun hayat öyküsünü ve sanatını anlamamıza yardımcı olan bir çalışma; hem boyutları hem de içeriği açısından tam bir “el kitabı”.

“Frida Kahlo: Kendi Gerçeğimin Resmini Yapıyorum”, şu bölümleri içermekte: 1) “Kurban oldum ben yaşamım boyunca…”2) Yeni Kimlik 3) “Kader kartları karışırıyor, biz de oynuyoruz” 4) Yaşam böyledir işte. Kitabın sonunda da başlı başına bir bölüm niteliği taşıyan sarı sayfalar var. Bu sayfalar “Tanıklıklar ve Belgeler” adını taşıyor. Bu bölümde günlüklerden alınan yazılar, mektuplar, bir sağlık raporu, Kahlo hakkında düşünceler bulunuyor; hepsi son derece ilginç, düşündürücü ve aydınlatıcı.

Kahlo’nun yaşam öyküsünü akıcı bir dil ve güzel bir özetle anlatan kitabın görsel zenginliği, önemli yanlarından. Elif Gökteke’nin çevirisyle Christina Burrus’ın kaleminden akan bilgiler, Frida Kahlo’nun fotoğrafları, resimleri, desenleri, mektupları, belgeleri ile birleşiyor ve adeta küçük boyutlu bir ansiklopedi görevi üstleniyor. Kahlo’nun yaşamındaki acılar, mutlululuklar, hastalıklar, kırgınlıklar, aşklar, politik mücadeleler, kökler… ve çok daha fazlası yani Frida’nın “kendi gerçeği”, Burrus’ın anlatımıyla bir çırpıda okunurken kitabın görsel zenginlikleri, bu yaşanılanların Kahlo’nun sanatına nasıl yansıdığını görmemize olanak sağlıyor; sanat resimlerini nasıl “okumamız” gerektiği konusunda rehber oluyor.

Sanatçıların yaşam öyküleri her zaman ilgi çekmekte. Frida Kahlo’nun öyküsü de öyle. Fotoğrafçı babası, annesi, altı yaşında geçirdiği çocuk felcinin sonucu hissettiği yalnızlığı, bu yalnızlıkla örülü iç dünyası, geçirdiği kaza, bedenindeki aksamalar, “Kırık Sütun”u, terkedilme korkusu, özgür bir kadın olma isteği, kökleri, Dieogo’su, Fille Güvercinin evliliği, çocuk sahibi olma özlemleri, düşükleri, aşkları, Mavi Evi, acılarını sanat çevirmesi, Breton’un “bir bombaya sarılmış kurdela” olarak nitelediği sanatı, gerçeküstücülük gibi isimlendirmeleri reddeden bakışı, kişiseli evrensele taşıyabilmesi, Tehuana elbiseleri, ikizi, örgüleri, Picasso’nun hediye ettiği küpesi, Galeria de Arte Contemporaneo’daki o tiyatro gösterisi gibi sergisi, “Uçmak için kanatlarım olduğuna göre ayakları n’apayım ki?” deyip nihai sonu hissetmesi, Diego ile evililiklerinin 25. yılında; yıldönümünden 17 gün önce Diego’ya hediyesini erken vermesi, ebedi ayrılığın çok yakın olduğunu hissetmesi… Bir çırpıda aklıma gelenler. Bunlar ve çok daha fazlası Christina Burrus’un “Frida Kahlo: Kendi Gerçeğimin Resmini Yapıyorum” isimli kitabında.