Cheever’dan Hareketle: Ninniler ve Ağıtlar

old-radioAmerikalı yazar John Cheever’ın 1953 yılında kaleme aldığı “The Enormous Radio”, derslerimde sıklıkla kullandığım, öğrencilerimin de güzel tepkiler verdiği bir öyküdür.

Öyküde Jim ve Irene Westcott, belirli bir refah düzeyine erişmiş ama daha iyisini de düşleyen, “mutlu” (görünen) bir Amerikalı çifttir. Komşularından farklı olarak klasik müzik dinlerler, konserlere giderler. Evdeki en büyük eğlenceleri de radyo dinlemektir. Bir gün radyoları bozulunca yenisini almak zorunda kalırlar. Yeni radyonun sesi çok güçlü, bir o kadar da güzeldir. Ancak, bu radyo aynı zamanda “inanılmazdır” çünkü apartmandaki dairelerde olan biten her şey, yapılan her konuşma bu radyodan duyulur. Chopin, Schubert, Mozart, Debussy, Verdi’nin müziklerinin arasına komşuların hayatları giriverir. Ekonomik problemler, sırlar, hastalıklar, riyakarlıklar… hepsi Irene’in özene bözene kurduğu, huzur bulduğu oturma odasını işgal ederler. Kulak misafiri oldukları her bir diyalog, Wescottların dünyasına vurulan bir balyoz gibidir; komşuların yaşadığı her bir sorun Wescottların Amerikan Rüyası’nın aslında bir kurmacadan farklı olmadığını ortaya döker. Radyo, giderek bir ayna işlevi görmeye başlar ve bu aynaya bakan biz okurlar, “mutlu” ve “ideal” görünen Westcottların komşularından pek de farklı olmadığı gerçeğine ulaşırız. Hikayenin sonunda, Irene, radyonun yanına bir kez daha gider; ondan, kendisine bir ninni söylemesini isteyecektir…

***

Irene ve Jim’in hikayesi son günlerde gözümün önünde tekrar tekrar canlanıyor. Çocuklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı örselediğimiz, onlara sahip çıkamadığımız şu günlerde içimizi acıtan haberler geldikçe Irene’in radyosuna ninni duymak için yaklaşmasını hatırlıyorum. Ve ninniler ağıtlara dönüşüyor. Ya Irene için… Irene gibiler için?