Evren Kutlay ile Klasik 101: Schubert

evren1

Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evren Kutlay ile yaptığım bu söyleşi ilk olarak klasik müzik dergisi Neo Filarmoni’nin 10. sayısında (2015 Yaz Sayısı) yayınlanmıştı. Schubert konulu söyleşimizi bu platforma da taşırken Evren Kutlay’a bilgilerini bizimle paylaştığı için bir kez daha teşekkürler.

Schubert’i  yaşadığı dönemin hangi özellikleriyle düşünebiiliriz?

Schubert (1797-1828) gerek yaşadığı yıllar itibariyle gerekse eserlerinin özellikleriyle klasik dönemden romantik döneme geçişi temsil eder. Örneğin, senfonileri klasik dönem özellikleri taşırken Lied’leri ve piyano eserleri tamamen romantiktir. Oda müziği eserlerinde Haydn ve Mozart’ın etkileri görülür. Yaylılar için Kuartet’leri, piyano trio’ları, ünlü Alabalık Beşlisi ve hemen hemen tüm başyapıtları, Viyana Klasizmini sonlandırırlar.

Soruyu diğer açıdan sorarsak; Schubert’in hangi özellikleri onu yaşadığı dönemin isimlerinden ayırt edici olmuştur?

Aslında Schubert yaşadığı dönemde çağdaşı besteciler kadar popüler olmamıştır. Örneğin Paganini, ilgili yıllarda kritiklerin çok daha fazla dikkatini çeken bir besteciydi. Schubert’in müziği genel itibariyle Viyana halkınca takdir edilmiştir ve ünlenmiştir. Genel anlamda, bestecinin müzik dünyasının merkezinde, ev konserleri ve seçilmiş, özel arkadaş topluluklarının katıldığı salon konserleri olmuştur. Dolayısıyla bestecinin sadece yukarıda bahsettiğimiz eserlerinin dönemsel özelliklerinin yanı sıra toplumsal konumu ve dinleyici kitlesi de farklılık göstermiştir.

Lied ve/veya şarkı demetlerini genel anlamlarıyla açıklayıp bunları Schubert ile ilişkilendirebilir misiniz?

Şarkı her ne kadar yüzyıllar boyunca müzik tarihinde var olduysa da sanat şarkısı (Art song) formu on dokuzuncu yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Bu form, romantik dönemin temelinde yatan “kişisel iç dünyanın ifadesi” ihtiyacını karşılar. Lied (Çoğulu=Lieder) olarak tanımlanan sanat şarkısı, Almanca metinli ve piyano eşlikli solo vokal bir formdur. Sadece Schubert değil, Brahms, Schumann’lar (Clara ve Robert), Wolf, Mendelssohn gibi dönemin birçok bestecisi Lied’ler bestelemişlerdir. Hikayeli, tasvirli bir ana tema etrafında toplanan Lied’lerden oluşan koleksiyona şarkı demeti (song cycles) denir.

Lied’lerin yükselişini destekleyen en önemli unsurlardan biri, kuşkusuz, Alman romantizminin iki önde gelen temsilcisi Johann Wolfgang von Goethe ve Heinrich Heine’nin lirik şiirleridir. Lied’lerin metinleri, dokunaklı, hassas fikirlerin ifadelerinden, teatral, canlı, çarpıcı ifadelerle bezenmiş balad türünde öykülü şiirlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Metinlerin evrensel konuları aşk, özlem, hasret ve doğa güzelliğidir.

Lied’lerin popülerleşmesini destekleyen diğer önemli unsursa piyanonun artık evlerde bulunan bir müzik aleti olarak yükselişidir. Lied, kısa, lirik bir form olarak, ses ve piyanonun birlikteliğinin duyguyu eşsiz ifade etme özelliğiyle hem amatör hem de profesyonel icracılarca evde ve konser salonlarında ilgi bulmuştur. Bu birliktelikte piyano eşliği, şarkının şiirsel imajının müzikal olarak ifade edilmesine aracılık yapar.

Lied dendiğinde akla ilk gelen besteci Schubert’tir. 600’ün üzerinde Lied bestelemiştir. Bu türdeki eserlerinde zengin melodik cümleler gibi müziği oluşturan diğer bütün ögeler, edebi metinlerin anlatımını, gerek armonik gerekse estetik açıdan tam donanımla betimler. Örneğin, “Gretchen am Spinnrade” eşlik partisinde çıkrığın dönmesini yansıtan cümlelemeleriyle metnin adeta “müzikçe” bir tercümesidir.

schubert.png

Schubert’in şarkı demetlerinden “Kış Yolculuğu” (Winterreise) hakkında bilgi verebilir misiniz?

Schubert son yıllarında derin acılar çekmiştir. Yoksulluk yaşayıp eserlerini yok pahasına satmak zorunda kalmıştır. Gençlik yıllarındaki enerjik, hayata coşkuyla bakan ruh halini yıllar geçip olgunlaştıkça bir romantik dönem sanatçısının sahip olduğu derin duygusallık hali devralmıştır. İç dünyasında yaşadığı hayalkırıklıklarını, hayata karşı ne denli umutsuzluğa düştüğünü ve kendisini bu mücadeleyi adeta kaybetmiş hissettiğini “Kendimi artık bu dünyaya ait hissetmiyorum” cümlesiyle ifade etmiştir. İşte bu derin melankolik ve depresif ruh hali “Kış Yolculuğu” şarkı demetinin duygu atmosferine tam anlamıyla sinmiştir; öyle ki, besteci ilk kez kasvetli, karamsar bir lirizm ortaya koymuştur.

Kış Yolculuğu, Wilhelm Müller’in 24 şiirlik koleksiyonudur. Schubert, müziğiyle şiirlerde vurgulanan insan hayatının adeta mevsimsel yolculuğunu tasvir eder. Şarkılar, sevgilisi artık başka biriyle olan “aşık” şairin sesini temsil ederler. Aşık şair bir gece evi gizlice terkederek şehirden uzaklaşarak adeta yalnızlığında kaybolur. Soğuk, ıssız ve kapkaranlık panaroma, şairin kalbini ve iç dünyasındaki umutsuzluğu resmeder. Bu kış yolculuğunda karşılaştığı insanlar ve olaylar şarkı demetini oluşturan ardı ardına sıralanmış şarkıların temasını oluşturur. Bu yolculuk, felsefi anlamda, bir nevi insanın kendi kalbine yolculuktur aslında.

Genel olarak demet bir bütün olarak icra edilmeye uygundur. Zira esere hakim olan duygusal yoğunluk ve tansiyon sanki ilk notadan son notaya doğru yükselerek yol alır.

Bir örnek ele alacak olursak, demetteki sonuncu şarkı, yolculuğun sonu, “Der Leiermann” hayatı felsefi ve dramatik yorumlamasıyla Schubert’in zengin melodi gücünden nasibini alan dikkat çekici eserlerden biridir. Hikayesinde buz gibi soğuk havada, yol kenarında kendi halinde müzik kutusunun kolunu çeviren fakat gelip geçen hiç kimsenin farketmediği adamı anlatır. İnsanın hayat yolculuğundaki , dünyanın kalabalığı ve büyüklüğündeki “statüsü”ne bir gönderme yapar gibidir.

Schubert, eserini tamamlamış, ölmek üzere olmasına rağmen, Kış Yolculuğu’nun son kısımlarının düzeltmelerini yapabilmiştir.

Bu kategorideki hangi önemli Schubert eserlerini arşivimizde bulundurmalıyız?

Goethe’nin bir şiirine bestelediği Lied’i Erlking (Erdkönig) bestecinin en önemli şarkılarından biridir; ona gençlik yıllarında ün kazandıran değerli bir yapıttır (Yine de ilginç olarak serine bir basımcı bulmakta zorlanmıştır!). Dolayısıyla Schubert dediğimizde aklıma ilk gelen Lied’lerden biridir “Erlking”.

Schubert’in popüler şarkılarından biri diğeri “Ave Maria”dır. Franz Liszt, bu eserin piyano için üç farklı aranjmanını yapmıştır.

Şarkı demetlerinin hepsi birbirinden değerli. “Die schöne Müllerin” (Güzel Değirmenci Kız”) ve “Schwanengesang” (Kuğunun Şarkısı) de en az Winterreise kadar önemlidir.

Schubert’in müziği ondan sonraki bestecileri hangi yönde etkilemiş olabilir? Örneklerle açıklayabilir misiniz?

Schubert’in şiire yaklaşımıyla ve dönemin kendine mahsus özelliklerinin desteğiyle yükselen Lied formu ondan sonraki bestecilerce de hayli ilgiyle ele alınmış, bu besteciler Schubert’in oluşturduğu sağlam temeli geliştirmiş, zenginleştirmişlerdir diyebiliriz. Bu anlamda Schumann, Brahms ve Mendelssohn’u örnek verebiliriz. Schumann’ın Lied’lerinde şiirin müzikle resmedilmesinde piyano kimi zaman şarkının önünde yer alır. Mendelssohn, Heine’nin şiiri “Auf Flügeln des Gesanges” te melodik ifadeyi kullanım biçimiyle öne çıkar. Brahms ise daha gelenekçi bir yaklaşımla eserlerini ele almış, romantiklerin armonisini klasik formlarla ve barok döneme mahsus kontrpuanla işlemeyi tercih etmiştir.

Schubert’in şiire yaklaşımıyla ve dönemin kendine mahsus özelliklerinin desteğiyle yükselen Lied formu ondan sonraki bestecilerce de hayli ilgiyle ele alınmış, bu besteciler Schubert’in oluşturduğu sağlam temeli geliştirmiş, zenginleştirmişlerdir diyebiliriz.

Her ne kadar on dokuzuncu yüzyıl Romantik Lied anlayışı Brahms’la son bulduysa da Mahler, Wolf ve akabinde Strauss, Schönberg, Berg ve Webern’le yeni yaklaşımlar kazanmıştır. Örneğin Mahler piyano eşliği yerine orkestra eşliği kullanarak Lied formunu Senfonik Şiir formuna taşımıştır. Wolf ise şiir ve dil üzerine yoğunlaşarak sözcüklerin olabildiğince yaratıcı bir yaklaşımla sesin özelliklerini kullanarak Lied’e yansımasını çalışmıştır. İçselliğin Lied’lerinde derin bir müzikal ifadeyle betimlendiği göze çarpar. Lied formunda Schubert’in yaklaşımıyla eşlikten ziyade şarkı gibi temel “söz tercümanı” olan piyanoyu, o da, bu görevde adeta bir orkestra gibi kullanır.

Howard Goodall , The Guardian gazetesindeki bir mülakatında Schubert şarkıları ile günümüz pop şarkıları arasında bir bağ kuruyor. Sizce de, pop müzik, Schubert’in klasik müziğe kazandırdıklarından feyz almış olabilir mi?

Olabilir. Bu yaklaşımı şu şekilde yorumlamak lazım: Schubert’in yaşadığı dönemin popüler şarkısı Lied’lerdi. O yılların pop müziği diyebiliriz. Çağının gereklerine, toplumsal ihtiyaçlarına ve aslında daha da çok eğilimlerine yönelen bir türdür bence pop müzik. Büyük kitlelere hitap eder. Dolayısıyla bir tarihsel devamlılık gözüyle baktığımızda Schubert’in şarkıları, bestecinin yaşadığı yıllarda günümüzün pop şarkıları gibi toplumsal hayatta yer alır demek yanlış olmaz kanaatindeyim.

Daha çok şarkı ve şarkı demetlerinden bahsettik. Schubert’in dinlenmesi elzem olan diğer eserlerinden de örnekler sıralayabilir misiniz?

Örneğin, D. 899 ve D. 935 Empromptleri (Impromptus) sıklıkla icra edilen ve dolayısıyla da çok iyi bilinen piyano eserleridir. Her iki ciltte bulunan dörder lirik parça birbiriyle tonal olarak ilişkilidir.

Bir başka iyi bilinen örnek yukarıda da bahsettiğim Alabalık Beşlisi’dir. Bagateller koleksiyonu olarak tanımlayabileceğimiz “Moments musicaux” da yine bestecinin ünlü eserleri arasında yer alır. Wanderer Fantazisi, Piyano Düeti için fa minör Fantazisi, piyano sonatları ve ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de aralarında bulunduğu 9 Senfonisi çalgı müziğinin dinlenmesi elzem eserlerindendir.

Müzik kütüphanenizde sıklıkla dinlediğiniz Schubert kayıtları hangileridir?

Schubert’in Empromptüleri benim çocukluğumdan, konservatuvar öğrenciliğim yıllarında icra da ettiğimden herhalde, bugün bıkmadan dinlediğim eserleridir. Nadja Rubanenko’nun kaydı arşivimde mevcut. Yine çocukluğumda, mi bemol major empromptüyü çalıştığım yıllarda benim gibi Schubert çalışan İsviçreli mektup arkadaşımın bana kendi arşivinden Alfred Brendel’ın kaset kaydını gönderdiğini ve onu defalarca büyük beğeniyle dinlediğimi bu söyleşi vesilesiyle hatırladım.

Konumuzun genel odağı itibariyle de, Schubert’in Winterreise’sini, demetteki Lied’leri en iyi yorumlayan baritonlardan biri olan Thomas Quasthoff’tan beğenerek dinlerim.

Teşekkürler.

Not: Evren Kutlay ile yaptığım bir diğer söyleşi için lütfen tıklayınız.