Göknil Genç: Bir Müzik Masalı

goknil

Göknil Genç’ten Bir Müzik Masalı: İnci’nin Kitabı

Göknil Genç, besteci Ahmed Adnan Saygun’un  “İnci’nin Kitabı” isimli eserini hikayeleştirdi. Bu güzel hikayeye Gülsin Onay da piyanosuyla katıldı.

Göknil Genç ile yaptığım söyleşiyi sizlerle paylaşmaktan çok mutluyum.

inci.png

Projenin çıkış noktası ve amacını anlatabilir misiniz?

İlk biyografimi (Sihirli Mozart) yazdığım yıldan bu yana, Türk bestecilerini de yazmayı düşünüyordum çocuklar için. Evrensel anlamda klasik müziğin, her biri yüzlerce yapıt bırakmış değerli müzik adamlarının ve genel olarak sanatın her dalının çocuklara ilham kaynağı olabileceği, dünyalarına değişik pencereler açabileceği düşüncesi her zaman yeni fikirler oluşturmamı sağlıyor ve bu da benim hikayelerimin bel kemiğini oluşturuyor.

Bununla birlikte; “Neden Türk bestecileri ya da sanatçıları ile ilgili de bir şeyler yazmıyorsunuz?” sorusunu, uzun zamandır söyleşilerimde hem çocuklardan hem yetişkinlerden duyuyordum sıklıkla.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu proje pek kolay değildi başlangıçta. Kitaplarımda her zaman kaçındığım didaktik anlatım, bilgilendirme, öğüt verme benim tarzım olmadı hiçbir zaman. Bu, Saygun’un yaşam öyküsünden çok eserine odaklı bir hikaye olduğundan, tamamen özgün bir metin çıktı ortaya. Amacım çocuklara, yüzyıllardır yeryüzünde her besteciyle farklı kılıklara bürünen çok sesli müziğin bizim topraklarımızda, bizim ezgilerimizle ne kılıklara büründüğünü fark ettirmek, anlatmaktı esas olarak.

İnci’nin Kitabı’nı seçmemin nedeni; öncelikle Ahmed Adnan Saygun’un çocuklar için yazdığı bu birbirinden güzel yedi parçayı onlara bir armağan gibi sunması fikri ve İnci’nin onlara müziğin benzersiz dünyasına atacakları ilk adımda iyi bir yol arkadaşı olabileceğiydi elbette.

Kitabın içeriğinden de bahsedebilir misiniz?

İnci’nin Kitabı; benim çocukken izlediğim bir filmde duyduğum, müthiş etkilendiğim ve ismini uzun yıllar unutmadığım bir piyano müziği. Kitabın önsözünde de belirttiğim gibi, Türk Sineması’nın çok değerli ve önemli yönetmenlerinden Halit Refiğ’nin “Hanım”filminde duymuş ve notanın kapağını da o filmde görmüştüm.

İnci’nin Kitabı, Saygun’un 1934 yılında Fransa’da “Schola Cantorum”da öğrenci olduğu dönemde bestelenmiş. Saygun bu yapıtını, o yıllarda kendisinin Armoni ve Kontrpuan öğretmeni olan Madam Borrel’e ithaf etmiş.

Saygun’un kendine has bir dili ve yapısı olan müziklerini ben her zaman çok sevmişimdir. Viyola konçertosunu da çok severek çalmıştım öğrencilik yıllarımdan sonra.

Bu kitapta benim hedeflediğim şey öncelikle Saygun’un müziğini çocuklara duyurmak, ismini kulaklarına fısıldamaktı. Hikaye gizemli bir köşkün karşısındaki apartmana taşınan ve piyano dersleri alan İnci’nin, hikayenin sonunda anlayacağımız rüyasını anlatıyor. Biyografik bir metin olmadığı için de, Saygun’un yaşamından çocuklara aktarabileceğim en temel bilgileri içeriyor.

goknilgenc

Kitap üzerinde çalıştığınız dönemi anlatabilir misiniz? 

Öncelikle Saygun’un nasıl bir müzisyen ve nasıl bir öğretmen olduğunu öğrenmek istedim. Şu an benim de öğretim elemanı olarak görev aldığım MSGSÜ Devlet Konservatıuvarı’nda öğretmenlik yapan Saygun hakkında yine aynı kurumda birlikte olduğum ve Saygun’un öğrencisi olan sayın Hasan Uçarsu ve çok yakın dostu olan sayın Gülper Refiğ ile keyifli sohbetlerimiz oldu. Öncelikle İnci’nin kim olduğunu merak ediyordum. Saygun’un bir yakını mıydı, yoksa yalnızca sevdiği bir isim miydi? Gülper Hanım, uzak bir akraba kızı ya da yakın bir tanıdığının kızı olabileceğini söylemişti. Bu gizemli kız bana hikaye konusunda ilham vermiş oldu. Kim olabileceğini düşünürken de türlü türlü hikaye uydurdum Saygun’un bu yapıtı bestelediği sürece.

Ve sonunda, ben de hikayemdeki İnci için gizemli bir İnci yaratmaya karar verdim. Yazım süreci çok uzun sürmese de, metnin beni çok uğraştırdığını söyleyebilirim. Kısa ve sınırlı bir metnin içinde didaktik olmadan bilgiyi aktarmak kolay bir iş değildir. Özellikle amacım, Türkiye’de Cumhuriyetle birlikte müzikteki değişimleri, çok sesli müziğin bu topraklarda yaygınlaşma sürecini, Saygun’un Anadolu’nun ezgilerini, rengini, sesini kendi yapıtları içinde dünyaya duyurmasını ve Atatürk’le olan ilişkisini anlatmaktı. Ve tabii bu kez diğer kitaplarımdan farklı olarak bu kitabımın içinde bir de CD yer alacaktı. Ve ben özellikle bu konuda titizleniyordum. Çünkü aklımda tek bir isim vardı. Gülsin Onay.

gülsin-onay

Gülsin Onay’ın projeye nasıl dahil olduğunu anlatabilir misiniz? 

Gülsin Onay’la Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nda çaldığım yıllarda pek çok kez sahneye çıkma hatta Saygun’un piyano konçertosunu çalma fırsatım oldu. Müthiş etkilendiğim, sahnedeki enerjisine hayran olduğum bir piyanisttir. Küçük bir kız çocuğuyken Saygun’un öğrencisi olduğunu ve kendisine olan yakınlığını biliyordum. Bu projenin ilk aşamasında da, henüz metin ortada yokken, yayınevine müziğin Gülsin Hanım tarafından icra edilmesini arzuladığımı söylemiştim. Sonra sevgili arkadaşım Erkin Onay’a söz ettim bu projeden. Gülsin Hanım da kitabı, içeriğini ve çocuklara yönelik bu fikri çok sevdi.

Büyük bir incelik göstererek beni kırmadı ve yoğun konser programına rağmen İnci’nin Kitabı’nı kaydetti ve kaydı bana yolladı. Bu hikayeyi yazmaya karar verdiğim andan itibaren, yapıtı Gülsin Hanım’ın çalması konusunda ısrarlıydım içten içe. Çünkü Saygun isminin, yine ona en yakın isimle buluşmasını, bu projenin bu şekilde anlamlı olacağını düşünüyor ve istiyordum. Sonuç olarak benim için çok değerli bir iş çıktı ortaya. Zafer Okur’un da güzel çizimleriyle İnci yerleşti sayfalar üzerindeki evine. Şimdi sıra İnci’nin okurlarıyla buluşmasına geldi. Hikaye bir yerden sonra müzikle de paralel ilerliyor. Bu yüzden okuyucu için CD’yi dinleyerek okumak keyifli olacaktır. Tabii bir de bu masalsı müziği Gülsin Hanım’ın piyanosundan dinlemek…

Teşekkürler

Göknil Genç ile yaptığım bir diğer söyleşi için lütfen tıklayınız.